Merhaba Dostlar... Türkiye'de Kadın Futbolunun gelişimi adına okyanusta bir damla misali de olsa mücadele etmiş biriyim. 2017 yılında müzik öğretmeni olarak görev yaptığım Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde sokaklarda ve köylerde büyük bir coşkuyla futbol oynayan kız çocuklarını gördüğümde bu çok hoşuma gitmişti. Yanlarına gidip bu işi daha profesyonel yapmak için bir kulüpte oynamayı hiç düşündün mü, diye sorduğum da aldığım cevap hep aynıydı: "Hocam bunu çok istiyoruz fakat bu yakınlarda bir kadın futbol kulübü yok". Bunu öğrendiğimde hemen belediyeler ve yakın civardaki erkek futbol kulüpleriyle görüştüm. Böyle bir kadın futbol branşı açıp açamayacaklarını sorduğumda o dönem için böyle bir çalışma planlamadıklarını dile getirmişlerdi. Biraz daha araştırdıkça ve köyleri gezdikçe 11-17 yaş aralığında coşkuyla futbol oynayan o kadar çok kız çocuğu gördüm ki karşımda oluşan görüntü adeta bir senfoni orkestrasıydı. Hem de onlar hiç duyulmamış orijinal besteler yapan bir orkestranın sanatçılarıydı...Onların futbolu benim hayal dünyamda tam olarak böyle bir görüntü yaratmıştı. Yani bir müzik öğretmeni olarak hiç duymadığım ezgileri duymaya başlamıştım.
Duyduğum bu haz üzerine o dakikadan itibaren normalde hiç branşımla ilgisi olmadığı halde bir kadın futbol kulübü kurmaya karar verdim. Dışarıdan bakan biri için bu bir kadın futbol kulübü, benim hayal dünyamdan bakıldığında ise bu tam anlamıyla eşi benzeri olmayan bir senfoni Orkestrasıydı. Bu duygularla kulübü kurmak adına uzun tempolu ve stresli bir çalışma sürecine girdim. İlk önce Jetgiller Gençlik ve Spor Kulübü ismiyle kadın futbol branşında TFF tescilimizi aldık. Uzman antrenörler eşliğinde bir yıllık antrenmanların ardından ilk önce yakın şehirlerdeki kadın futbol kulüpleriyle hazırlık maçları yapmaya başladık. Sonra Ege Bölgesinde TFF Kadınlar 3.Lig (bölgesel) maçlarına çıkmaya başladık. Muğla'nın köylerini gezdikçe kulübe kayıt için lisans işlemleri başlattığım kız çocuklarının çoğunun spora ulaşamayan dezavantajlı çocuklar olduklarını gördüm. O dönem İlçe Gençlik Spor antrenörleri ve Muğla Büyükşehir Belediyesi bana çok destek oldu. Watsons çocuklara forma, eşofman, top ve bakım çantaları gönderdi. Yöre esnafı eksik spor malzemelerimizi giderdi. Bunun için onlara buradan tekrar teşekkür ediyorum.

Her geçen gün antrenmanlara gelen çocukların sayısı artmaya başlamış, maçlara geliş gidişler, konaklama masraflarıyla ilgili de ekonomik anlamda baş edememeye başlamıştım. Bu arada spora özendirdiğimiz köy çocuklarından beden eğitimi öğretmenliği, antrenörlük ve kadın hakemlik gibi sınavları kazananlar ve mesleklerine başlayanlar oldu. Bunlar verdiğim mücadelede beni çok mutlu eden olaylar olmuştu. Yüz yüze ve e-mail yoluyla birçok sponsorluk görüşmelerimiz oldu fakat ciddi anlamda bir sponsor bulamadığımız için bu özgün çalışmaya ara vermek zorunda kaldım. Daha doğrusu kulübüm yani senfoni yalnız kalmış ve adı da Yalnızlık Senfonisi olmuştu.
O dönem kurduğum kadın futbol kulübü sayesinde Türkiye'de bir çok kadın futbol kulübü başkanı, antrenörleri ve futbolcularla tanışma fırsatı yakaladım. Sonuç olarak Türkiye'de Kadın Futbolu adına gördüğüm manzara kurduğum kulübün kaderiyle aynı idi. Erkek egemen futbolun oynandığı bir ülkede ekonomik destek göremediği için büyük sıkıntılar çeken ve en sonunda da kapanan yüzlerce kadın futbol kulübü vardı. Bu her bir kadın futbol kulübünün kitap olacak orijinal bir hikayesi var. Bu işe emek harcamak isteyenler için çok güzel bir Meydan Larusse çalışma serisi ortaya çıkabilir. Türkiye'de Kadın Futbolu adına hiçbir yerde dinleyemeyeceğiniz kocaman bir Senfoni Orkestrası olduğunu gördüm. Yalnızlık Senfonisi...
