185 santimetre boyu, gol içgüdüsü ve birbirinden farklı Avrupa futbol kültürlerinde edindiği deneyimiyle Milica Babić, modern kadın futbolunda giderek daha değerli hâle gelen bir forvet profiline sahip.
Geçen sezon ceza sahası içinde neler yapabildiğini bir kez daha gösterdi. Emina formasıyla yalnızca yarım sezonda 12 gol atan Babić, Bosna liginin en iyi 11’i olan Kristalnih 11’e seçildi.
Ancak futbol hikâyesi bu rakamların çok ötesine uzanıyor. Sassuolo ile İtalyan futbolunu deneyimledi; ayrıca Yunanistan, İsveç ile Bosna-Hersek’te forma giydi. Uluslararası arenada ise Avrupa Şampiyonası’nı beşinci sırada tamamlayan tarihi Sırbistan U19 kuşağının bir parçasıydı; bu sonuç, bir Sırp kadın genç millî takımının elde ettiği en iyi derece olarak kayıtlara geçti.
womengool.com’a özel açıklamalarda bulunan Babić; eksiksiz bir santrfora dönüşmeyi, farklı Avrupa futbol kültürlerinin kendisine öğrettiklerini, Sırbistan adına gol atmanın duygusunu, saha dışındaki hayatını ve Türk kadın futbolundaki hızlı yükselişin dikkatini nasıl çektiğini anlatıyor.
Milica, geçen sezon bireysel olarak senin için çok başarılı geçti. Emina formasıyla yarım sezonda 12 gol attın ve Kristalnih 11 ödüllerinde ligin en iyi 11’ine seçildin. O döneme nasıl bakıyorsun?
Bir forvet olarak bireysel başarıların önemli olduğuna inanıyorum; çünkü bunlar genellikle takımına ne kadar katkı sunabildiğini yansıtır. Geriye dönüp baktığımda o dönemden gerçekten gurur duyuyorum. Yarım sezonda 12 gol atmak ve ligin en iyi 11’ine seçilmek performansım adına büyük bir takdirdi; ama benim için en önemlisi, o gollerin takıma yaramış olduğunu bilmekti.
Aynı zamanda başarıları bir bitiş çizgisi gibi görmemeye çalışıyorum. Sana özgüven verirler, ama aynı zamanda gelişmek ve başka bir seviyeye ulaşmak için daha da fazla motivasyon yaratmalıdırlar.
185 cm’lik bir santrfor olarak kadın futbolu için oldukça ayırt edici bir profilin var. Kendini bir forvet olarak nasıl tanımlarsın ve ceza sahası çevresinde seni en tehlikeli kılan özellikler neler?
Her şeyden önce kendimi bir golcü olarak görüyorum. Ayrıca çok çalışkan ve kararlı bir oyuncuyum; pes etmek benim zihniyetimde yok.
Elbette 185 cm boyumla fiziksel varlığım doğal olarak güçlü yanlarımdan biri. İkili mücadelelere girebiliyor, topu koruyabiliyor ve takıma hücumda güçlü bir referans noktası sunabiliyorum; ama oyunumun yalnızca boyumla tanımlanmasını istemiyorum. Özellikle değer verdiğim bir özelliğim, her iki ayağımı da gerçekten rahat kullanabilmem. Bu, ceza sahası içinde ve çevresinde bana daha fazla çözüm sunuyor ve defans oyuncuları için beni daha az tahmin edilebilir kılıyor.
Birçok takımın fiziksel güç, hareketlilik ve teknik kapasiteyi birleştiren forvetler aradığı modern kadın futbolunda, klasik bir santrfor olmanın özel bir nitelik hâline geldiğini düşünüyor musun?
Kesinlikle. Gerçek bir santrforun giderek daha değerli bir profil hâline geldiğini düşünüyorum; çünkü modern futbol bir forvetten ceza sahasında beklemekten çok daha fazlasını istiyor.
Boyum ve fiziksel özelliklerim; topu tutmakta, ikili mücadelelerde ve ortalara yükselmekte bana avantaj sağlıyor. Ancak hareketlilik ve alanı okumak da bir o kadar önemli. Bugün bir forvetin ne zaman topa doğru geleceğini, ne zaman savunmanın arkasındaki boşluğa koşacağını ve takım arkadaşlarına nasıl alan açacağını bilmesi gerekiyor. Bu alanlarda ne kadar eksiksiz hâle gelirsen, seni savunmak da o kadar zorlaşıyor.
Sassuolo ile İtalya’nın yanı sıra Yunanistan, İsveç ve Bosna-Hersek gibi farklı ülkelerde futbolu deneyimledin. Yurt dışında oynamak sana hem futbolcu hem de insan olarak ne öğretti?
Yurt dışında oynamak bana hem futbola hem de hayata farklı açılardan bakmayı öğretti. Her ülkenin kendi zihniyeti, futbol kültürü ve çalışma biçimi var; dolayısıyla her yeni deneyim seni uyum sağlamaya ve kendinle ilgili bir şeyler öğrenmeye zorluyor.
Ayrıca kariyerimden ne istediğimi, nasıl bir oyuncu ve nasıl bir insan olmak istediğimi çok daha net anlamama yardımcı oldu. Muhtemelen en önemli ders, her gün kendimle yarışmayı öğrenmekti. Nerede olursan ol, hedef dünkünden daha iyi bir versiyonun olmak olmalı.
Şimdiye kadar oyununu en çok hangi futbol kültürü ya da lig etkiledi ve bu deneyimlerin her birinden ne aldın?
Gelişimimi muhtemelen en çok İtalya ve İsveç etkiledi; ama çok farklı biçimlerde.
İtalya bana daha hızlı düşünmeyi ve tepki vermeyi öğretti. Oyunun taktik tarafı, durumları daha erken kavramaya ve kararları daha çabuk almaya zorluyor. İsveç ise fiziksel olarak güçlenmemi ve mevkim için özellikle önemli olan nitelikleri geliştirmemi sağladı.
Bu deneyimleri birleştirmenin beni daha eksiksiz bir forvet hâline getirdiğini düşünüyorum. Her lig oyunumda bir şey bıraktı ve bu, kariyerini farklı futbol ortamlarında kurmanın en büyük faydalarından biri.
Uluslararası kariyerinin en büyük anlarından biri, Sırbistan U19 ile Avrupa Şampiyonası’nı beşinci sırada tamamlamanızdı; bu, Sırp kadın futbolu tarihindeki en iyi sonuç. O turnuvadan aklında hangi anılar kaldı?
Millî takımda geçirdiğim tüm yıllar hayatımın en güzel anıları arasında; o Avrupa Şampiyonası da kariyerimde her zaman özel bir yere sahip olacak.
Başardığımız şey kesinlikle bir tesadüf değildi. İlk günden itibaren gerçek bir takımdık. Saha içinde ve dışında birbirimizi destekledik; birlikte bir şey için mücadele ettiğimize dair gerçek bir his vardı.
Benim açımdan turnuva hem çok mutlu hem de duygusal anılar taşıyor; çünkü tarihî bir başarıya imza attık ama aynı zamanda o millî takımla son kampımdı. Belki de bu duygu karışımı, turnuvayı bu kadar güçlü hatırlamamın sebebi.
O Avrupa Şampiyonası’nda Sırbistan adına gol atan tek iki isim sen ve Nina Matejić’tiniz. Kariyerinin böylesine önemli bir aşamasında o seviyede oynamak ve gol atmak sana ne kadar özgüven verdi?
Öncelikle Nina Matejić hem futbolda hem de hayatta en yakın arkadaşlarımdan biri; dolayısıyla golümde asisti onun yapmış olması o anı daha da özel kıldı.
Avrupa Şampiyonası gibi bir sahnede oynamak ve gol atmak doğal olarak sana özgüven veriyor; çünkü çok güçlü rakiplere karşı fark yaratabileceğini kendine kanıtlıyorsun. Ama ülken için gol atmayı futbolda başka bir şeyle kıyaslamak zor.
Benim için son derece duygusal bir andı. Videoda sonrasında ağladığımı bile görebilirsiniz. Sırbistan forması giymek her zaman bir onurdu; ülkeni temsil ederken bir Avrupa Şampiyonası’nda gol atmak ise sonsuza dek seninle kalan bir anı.
O turnuvadan bu yana gelişimine baktığında, bir forvet olarak en çok hangi alanlarda ilerlediğini düşünüyorsun?
En büyük gelişme muhtemelen hareketliliğimde ve forvet mevkisini bütünsel olarak kavrayışımda oldu.
Deneyimle birlikte, iyi hareketliliğin bazen rakibinden daha hızlı ya da daha güçlü olmaktan bile önemli olduğunu anlamaya başlıyorsun. Alanları okumakta, koşularımı yapacağım doğru anı seçmekte ve defansların nasıl tepki verdiğini anlamakta daha iyi hâle geldim.
Aynı zamanda patlayıcılığımı ve fiziksel gücümü geliştirdim. Bugün kendi niteliklerimi çok daha iyi anladığımı ve onları daha verimli kullanmayı bildiğimi hissediyorum.
Farklı Avrupa liglerinde oynadın. Türk kadın futbolunu ve Türkiye ligindeki gelişimi takip ediyor musun? Seviye, kulüpler ve kadın futboluna artan yatırım konusunda izlenimin ne?
Evet, kesinlikle. Türkiye ligindeki gelişimi takip ediyorum ve kaydettiği ilerlemeyi çok ilgi çekici buluyorum.
Rekabetin giderek daha profesyonel ve iddialı hâle geldiğini görebiliyorsunuz. Güçlü kulüpler daha fazla yatırım yapıyor, daha fazla yabancı oyuncu geliyor; bu da doğal olarak hem ligin kalitesini hem de görünürlüğünü artırıyor.
Bir oyuncu için, ileriye giden bir futbol ortamı ve gerçek hırs gösteren kulüpler görmek her zaman çekicidir. Gördüğüm kadarıyla Türkiye tam olarak böyle bir ortam hâline geliyor; bu yüzden lige çok olumlu bakıyorum.
Bir forvet gözünden bakınca, Türkiye liginin senin özelliklerine uyabileceğini düşünüyor musun: fiziksel futbol, hücum eden takımlar, güçlü kulüpler ve giderek uluslararasılaşan bir ortam?
Kesinlikle. Futbol açısından bakıldığında, özelliklerimin Türkiye ligine çok iyi uyabileceğini düşünüyorum.
Oyunun güçlü bir fiziksel bileşeni var; ama aynı zamanda hücum etmek isteyen, ceza sahası çevresinde kaliteli oyunculara sahip iddialı takımlar da var. Benim profilimdeki bir forvet için bu birleşim oldukça ilgi çekici olabilir.
Ligin giderek uluslararasılaşan karakterini de seviyorum; çünkü farklı ülkelerden futbolcularla birlikte ve onlara karşı oynamak seni her zaman geliştirir. Niteliklerimi hemen gösterebileceğim, ama aynı zamanda oyuncu olarak gelişmeyi sürdürebileceğim bir ortam olacağına inanıyorum.
Özellikle lig daha fazla yabancı oyuncu çekerken ve rekabet artarken, kariyerinin bir döneminde Türkiye’de oynamak senin için ilgi çekici bir meydan okuma olur mu?
Kesinlikle. Türkiye’de oynamayı çok heyecan verici bir meydan okuma olarak görürüm ve doğru koşullar oluşursa bunun kariyerimdeki doğru bir sonraki adım olabileceğini kesinlikle hayal edebiliyorum.
Şimdiye kadar deneyimlediğim her lig bana farklı bir şey öğretti; Türkiye ise fiziksel futbolu, teknik kaliteyi, tutkulu kulüpleri ve giderek uluslararasılaşan bir atmosferi bir araya getiren çok ilginç bir bileşim sunuyor gibi görünüyor.
Bir oyuncu olarak kendini zorlayan ve oyununda başka bir seviyeyi keşfetmeni sağlayan ortamlara girmek istersin. Orada kendimi sınama ve böyle bir rekabette neler başarabileceğimi görme fırsatından gerçekten keyif alırdım.
Futbolun dışında Milica Babić nasıl biri? Boş zamanını genelde nasıl geçiriyorsun ve zihnen antrenmanlardan ve maçlardan kopmanı ne sağlıyor?
Saha dışında, insanların maçlarda gördüğü kişiden muhtemelen biraz farklıyım. Güçlü bir kişiliğim var; ama arkadaşlarım beni büyük ihtimalle enerjik, esprili ve belki birazcık da çılgın biri olarak tanımlardı! (gülüyor)
Arkadaşlarımla vakit geçirmeyi çok seviyorum; ayrıca köpeğimle aktif olmaktan keyif alıyorum. Koşu, bisiklet ve yüzme; rahatlamama ve zihnimi berraklaştırmama yardımcı olan şeylerden bazıları.
Genel olarak çok pozitif ve mutlu bir insanım. Ama sahaya adımımı attığımda başka bir yanım ortaya çıkıyor: çok daha sert, rekabetçi ve tamamen kazanmaya odaklı biri oluyorum.
Nispeten genç bir yaşta birçok ülkede yaşadın. Bu, özel hayatında da seni daha maceracı yaptı mı; seyahat etmekten, yeni kültürler keşfetmekten ve yeni ortamlara uyum sağlamaktan hoşlanıyor musun? Kariyerindeki bir sonraki adımı düşündüğünde, yeni bir kulüp ve ülkeyi senin için doğru tercih yapacak şey ne olurdu?
Kesinlikle. Seyahat etmek ve farklı ülkelerde yaşamak kim olduğumun önemli bir parçası hâline geldi; yeni ortamlar, kültürler ve düşünme biçimleri keşfetmekten gerçekten keyif alıyorum.
Futbol bana, aksi hâlde muhtemelen yaşayamayacağım şeyleri deneyimleme fırsatı verdi; her taşınmanın beni daha bağımsız ve daha açık fikirli yaptığını düşünüyorum.
Bir sonraki adımım için futbol projesi elbette çok önemli. Her gün oynayabileceğim, gelişebileceğim ve zorlanacağım rekabetçi bir lig istiyorum. Ama aynı zamanda iddialı ve açık fikirli insanların olduğu, kendim olabilecek kadar rahat hissedeceğim bir ortama da değer veriyorum.
Sonuçta bir sonraki adımın futbol özgeçmişimdeki bir başka ülke olmasını istemiyorum. Beni daha iyi bir futbolcu ve kendimin daha iyi bir versiyonu yapacak bir deneyim olmasını istiyorum.